<<< Ana Sayfaya gitmek için Logo'ya tıklayın ... resim Bizimle irtibat kurun!
Yeni Dünyanın Kültürü... resim resim resim resim resim
resim
resim resim resim resim

Web Sitemize Hoş Geldiniz!

 

Büyük Proleter Ekim Devrimi 90. Yılında Anıldı

Ekim Devrimi PaneliBüyük Proleter Ekim Devrimi’nin 90. yılı dünyanın bir çok yerinde değişik etkinliklerle kutlanıyor. İşçi sınıfının tarihindeki en büyük kazanımı olan Ekim Devrimi dün olduğu gibi bugün de bize önemli dersler sunmaya devam ediyor. O öyle bir devrimdi ki, kendinden önceki diğer bütün devrimlerden farklı olarak, bütün sömürü yöntemlerini, bütün sömürü guruplarını ezip geçen, sömürüsüz ve sınıfsız bir dünyayı bayrağına yazan, proletaryanın zaferini inşa eden bir devrimdi. O emperyalizmin en zayıf halkasından koparak emperyalizmi çöküşe götüren ve proleter devrimler çağını açan, biricik tek sonuna kadar tutarlı devrimci sınıfın; işçi sınıfının iktidarını kurduğu ve onun öncü müfrezesinin ve aynı zamanda en önemli eğitmeninin Bolşevik Partisinin devrimiydi.

90 yıl geçmesine rağmen hemen hemen bütün herkesin tartıştığı bir konu oldu Ekim Devrimi. Kimileri yıkılmasını konfetilerle karşılarken, kimileri için de karanlık günlerin yeniden başlayacağı anlamına geldi. Birileri karalarken de birileri onu sahiplenerek yarına taşımaya ant içti ve evet o öyle bir devrimdi ki bugün bile adını duyan sömürücüler korkudan saldırganlaşıyor ve onu karalamak için her türlü yalana baş vurabiliyor. Fakat ne pahasına olursa olsun, o kazandırdıklarıyla hiçbir zaman unutulmayacak. Çünkü o çoğunluğun, ezilen işçi ve emekçilerin zaferiydi.

YDİ Çağrı dergisi okurları ve çalışanlarının katkılarıyla 28 Ekim Pazar günü yapılan panelde Ekim Devrimi’nin kazanımları, 1900’lü yılların başındaki Rusya’nın genel durumu, Ekim Devrimi’nde gençliğin ve kadınların kurtuluşu için yapılanlar ele alınarak değerlendirildi. Ekim Devrimi’nin sadece ulusal çapta bir devrim olmadığını, dünya çapında öneme sahip bir devrim olduğunu, eski kapitalist dünyadan sosyalist topluma geçişin ve bu dönemde parlamentarist yöntemlerle barışçı yoldan sosyalizme geçişin yalanlarını ortaya çıkartarak, devrimin proletaryanın partisinin önderliğinde zora dayalı bir devrimle mümkün olabileceğini kanıtlayan bir devrim olduğu söylendi.

Gençliğin kurtuluşu için atılan adımlar bağlamında, genç işçi kitlelerin fabrikalarda ve köylerde en ağır koşular altında çalıştırılarak sömürüldüğü, eğitimden yoksun ve hiçbir çalışma ve sağlık güvencesinin olmadığı koşullarda devrimin zafere erişmesi, işçi ve köylü gençliği için bir dizi programı da gündeme getirdiğini, gençlere yönelik çalışma koşullarının iyileştirildiğini ve artık fabrika ve tarlaların gençler için birer eğitim yuvaları haline getirildiği üzerinde duruldu. Ekim devrimi dünyadaki tüm işçi ve köylü gençliğin yolunu aydınlattı, komünist gençlik birlikleriyle bu zaferi kendi ülkelerinde inşa etmesinin yolunu açtı, onlara büyük bir miras bıraktı diyen konuşmacı, Lenin’in partisinin gençlerin partisi olduğunu; Lenin’in partide gençliğe özellikle de işçi sınıfının gençliğine dayanması gerektiğini ısrarla vurguladığını, Bolşevik gençliğin genç olmasından kaynaklanan özelliklerini her zaman göz önünde bulundurmakla beraber, gençlik sorununa yaklaşımda da sınıfsal özelliklerin temel alındığını söyledi.

Sömürü sistemi içinde kadınların ve özelikle işçi ve emekçi kadınların da devrimi olan Ekim Devrimi. Kurtuluş kendi ellerimizde diyen Bolşevik kadınların mücadelesi de konuşulanlar arasındaydı. Devrimle üretime çekilen kadınların artık daha güçlü olduğunu söyleyen konuşmacı arkadaşımız, Lenin’in dediği gibi, tüm aşçı kadınların ülkeyi yönetecek konuma gelmesinin hedeflendiğini ekledi. 80 küsür yıllık  Türkiye Cumhuriyetin’de kadınların kurtuluşu adına hiçbir şeyin yapılmadığını da örneklerle açıklayan konuşmacı, bu süreç içinde Sovyetlerde kadınlar için yapılan çalışmaları da karşılaştırarak açıklamasını sürdürdü.

Tartışmalarda daha çok öne çıkan düşüncelerden biri, Ekim Devrimin kazanımlarının yanında “hataları hiç yok muydu?” sorusu oldu. Köz dergisinden katılan bir arkadaş, devrimin kazanımlarının Komünist Enternasyonal’in ilk dört kongresine kadar olduğunu, bundan sonraki süreçte Stalin önderliğindeki partinin hataya düştüğünü ve yozlaştığını açıkladı. Başka bir arkadaş, bu düşüncenin amacının Stalin’i karalamak ve devrimin kazanımlarını hiçe saymak olduğunu, partinin revizyonistleşmesinin Komintern’in ilk dört kongresinden sonra değil, 19. Parti Kongresinden sonra, 20. Parti Kongresiyle gerçekleştiğini, Stalin’in sağlığı döneminde evet birçok hataların da yapıldığını ve fakat bu hataların olağan hatalar olduğunu, günün koşullarında yapılabilecek hatalar olduğunu ve bunların öz eleştirisinin de yapıldığını açıkladı. Henüz genç ve dünyada ilk kez gerçekleşen böylesi bir devrimde hataların olabileceğini ve bunlardan ders çıkarılması gerektiğini ekleyen arkadaş, Sovyetler’de de bu hatalardan dersler çıkarıldığını söyledi.
Yaklaşık 3 saat süren panel bu tartışmalar odağında son buldu. 

 

resim