Ana Sayfa Haberler İki Tutam Saç, Dersim’in Kayıp Kızları Güney’deydi!

Ziyaretçi Defterinden

Site Yöneticisi
Ziyaretçi Defterimiz tekrar yayında, yorumlarınızı bekliyoru...
06. 01. 2012

Ocak 2010'dan beri

İçerik Tıklama Görünümü : 1082988

Kimler İçeride

Şu anda 22 konuk çevrimiçi

İnter Yayınları

İki Tutam Saç, Dersim’in Kayıp Kızları Güney’deydi! PDF Yazdır e-Posta

Dersimin Kayıp Kızlarıİki Tutam Saç, Dersim’in Kayıp Kızları belgesel gösterimi, 24 Ekim Pazar günü Güney Kültür Merkezi’nde yapıldı. 58 dakika süren belgesel gösteriminin ardından, verilen kısa bir aradan sonra söyleşiye geçildi. Belgeselin yönetmeni Nezahat Gündoğan hasta olduğu için gösterime gelemedi. Gösterime yapımcı Kazım Gündoğan katıldı.

 

Belgeseli büyük bir sessizlik ve ilgi ile izleyen izleyiciler Kazım Gündoğan’a belgesel ile ilgili olarak çeşitli sorular sordular. Sorulan sorulardan bazıları şöyle:

-Evlatlık alınan yüzlerce kız çocuğundan bahsediliyor. Belgeselde, neden sadece iki kız çocuğunun öyküsü anlatılıyor?

-Dersim katliamının gelişim süreci, katliamın kronolojik sıralaması neden verilmiyor?

-Sadece kız çocukları mı evlatlık alındı? Erkek çocukları da evlatlık alındı mı?

-Dersim katliamının kapsamı tam olarak belgeselde işlenmiyor. Kapsam darlaştırılmış. Neden?

-Belgesel hazırlanırken resmi kaynaklardan yararlanıldı mı?

-Başka belgesel yapma projesi var mı? Örneğin Dersim sürgünleri üzerine belgesel yapma düşünceniz var mı?

-1937/1938’de Dersim’in nüfusu ne kadardı?

-Dersim katliamının nedenleri nelerdir?

-Asimilasyon başarıya ulaştı mı?

Kazım Gündoğan sorulan sorulara cevap verdi. Verilen cevap içinde önemli bulduğumuz bir iki noktayı aktarmak istiyoruz.

“Dersim’de 37’de, 38’de ne olduğunu araştırmaya başladık. Araştırma sürecinde nasıl yaparız da, bu sorunu tartıştırırız diye düşündük. Akademik bir çalışmadan ziyade, kadınlara ve çocuklara ne olduğunu araştırdık. Nasıl anlatırız da, ortalama bir insana ulaşırız diye düşündük. O dönemde Onur Öymen’in takındığı tavır sonucu tartışma oldu. Konuşmayan bir sürü insan ortaya çıkıp konuşmaya başladı. 70 kişinin evlatlık alındığı belgelerle kesinleşti. Tam sayının ne olduğunu bilmiyoruz.

O dönemde iki ana merkez, Erzincan ve Elazığ’da var. Kız çocukları burada toplanıyor. Her subayın bir ya da iki kız çocuğu alıp Türkleştirmesi gerektiği talimatı var. Bu belgeli. Güzel ve sağlıklı kız çocukları seçiliyor. Onlara göre çirkin ve sağlıksız olan kız çocuklar durulan istasyonda bırakılıyor. Birilerine veriliyor. Belgeselde evlatlık alınan bir kız çocuğunun nerede olduğunun kaymakamlık tarafından verilen belgesi var.

Belgesel, katliam hakkında çok şey bilen/duyan/okuyanlar için hafif kalıyor. Ancak Dersim’i ilk olarak duyan/öğrenenler açısından çok sarsıcı.

İnsanlara acaba dedirtmek, düşündürtmek istedik. Devletin Türk olmayanlara yaklaşımını belgeselde bir iki örnek ile verdik. Slogansı bir belgesel yapmak istemedik.

Belgeselde belgeleyebildiğimiz şeyleri söyledik. Belgelenemeyecek durumda olan hiçbir şeyi söylemedik.

Dersim Osmanlı’dan gelen bir sorun, çıbanbaşı olarak görülür. TC kurulduktan sonra, “Türkiye’de Türkler yaşar, Türk olmayanların görevi Türklere köle olmaktır.” Düşüncesi hakim olur. Burjuvazi ulus devlet projesini uygulamaya koyar. Dersim 1926’dan sonra hedefe konur. Raporlar hazırlanır. 1936’da silah toplama kararı alınır. 8 bin silah teslim edilir. Aile başına silah teslim edildiğini düşündüğümüzde, bu 70/80 bin nüfusa tekabül eder. İç Dersim’de üç aşiret silah teslim etmez. Demenan, Haydaran, kısmen Kalan ve Abasan aşireti.

Katledilenlerin çoğu direnmeyen aşiretlerdendir. Direnen aşiretlerden çok insan kurtulur. Dersim’de olan isyan değil, devletin katliamıdır.”

Görüş ifade eden izleyicilerin büyük çoğunluğu belgeseli beğendiklerini, işlenen sorunu ilk defa duyduklarını ifade ederek belgeseli yapanlara teşekkür ederken, az sayıda izleyici  belgeseli yeterli bulmadı. Bu arkadaşlara göre yeterli olmanın ölçüsü, Dersim katliamının nedenlerini, katliamın gelişim sürecini belgeselde bütün yönleriyle anlatmaktı/göstermekti.

Belgeseli yeterli bulmayan arkadaşlara, bir belgeselde sorunun bütün yönleriyle ortaya koymanın mümkün olmadığı, bunu yapma durumunda belgeselin belgesel olmaktan çıkacağı, sorunu etraflıca ele almanın başka araçlarla yapılabileceği hatırlatıldı. Örneğin, bunun bir makalede, yazı dizisinde, kitapta, tez de vb. yapılabileceği, ancak bir filmde, bir belgeselde bunun yapılamayacağı ortaya konuldu.

Bilince çıkarılması gereken bir nokta da şudur: Sanatın görevi, bir sorunu bütün yönleriyle ele alıp, seyirci yerine düşünüp, seyirci yerine çözüm yolu göstermek değildir. Bir sanat ürününde, bir sorun bir yönüyle de olsa ele alınıp sorun bilince çıkarılıyorsa, izleyenleri düşünmeye, sorgulamaya sevk ediyorsa, o sanat ürünü işlevini yerine getirmiş, başarıya ulaşmış demektir.

Dersim’in kayıp Kızları belgeseli de, Dersim katliamının unutulan bir yönünü, evlatlık alınan kız çocuklarının durumunu açığa çıkartıyor, tartıştırıyor, izleyenleri düşünmeye sevk ediyor. Bu açıdan bakıldığında belgesel başarılı bir belgeseldir.

Dersim’in kayıp Kızları belgeselinin Güney Kültür Merkezi’nde gösterimini sağlayan Nezahat Gündoğan ve Kazım Gündoğan’a bir kez daha teşekkür ediyor, belgesel alanında yeni ürünlerini beklediğimizi ifade etmek istiyoruz.

25 Ekim 2010

Dersim'in Kayıp Kızları